Isadora Duncan’ın yaşamı ve modern dans anlayışı üzerine.
medya-yayınlar sayfasına dön
1877-1927
modern dans sanatçısı ve koreograf
“Beden ruhun ışıltılı bir manifestosudur. Evet ben bir devrimciyim. Bütün gerçek sanatçılar devrimcidir.”
İrlanda'dan ABD'ye göç etmiş olan bir ailenin kızıyım. Yoksulluk içinde ama müzik öğretmeni olan annem sayesinde müzik dolu bir evde büyüdüm.
1904’de Berlin’de kardeşimle birlikte yatılı bir dans okulu kurdum. Herhangi bir ücret almadan yetiştirdiğim çocukların ruh ve beden eğitimine önem veriyordum.
Aktör, yönetmen ve sahne ressamı Edward Gordon Craig'a aşık oldum, ondan Deidre ismindeki kızımı dünyaya getirdim.
Klasik balenin dışında kendi tarzımı geliştirmeye çalışarak gösteriler yapmaya başladım. Antik çağın danslarını çağrıştırır şekilde eski Yunan giysileri içinde çıplak ayakla dans ediyordum. Doğrusu başlarda çok da başarılı olamadım. Sonraları çıktığım turnelerde; Londra, Paris, Berlin ve Moskova’da seyircileri büyülemeyi başardım. Masmavi bir sahne perdesi önünde aniden ortaya çıkıyor, uzun süre heykel gibi duruyor, müziğin başlamasıyla birlikte kollarımı başımın üzerinde birleştirip, izleyenleri etkim altına alana dek bekliyordum.
Sonra yine âşık oldum. 1911’de Paris Singer’den bir erkek çocuk dünyaya getirdim. 2 yaşındaki oğlum ve kızım, şoförün vahim bir hatası sonucu Sen nehrinde boğularak öldüler. Bozulan motoru tamir için arabadan inen şoför, el frenini çekmeyi unutmuştu. Ben de o günden sonra yaşamayı unuttum. İçmeye başladım, şişmanladım. Bir çocuk daha doğurdum. Ama bu kez de o istemedi verdiğim hayatı. Doğumdan kısa bir süre sonra öldü.
45 yaşındayken, 26 yaşındaki Rus şair Sergey Yesenin’le büyük bir aşk yaşadım ve onunla evlendim. Genç, yakışıklı Yasenin benim için şiirler yazdı. Amerika’ya giderek, birlikte sahneye çıktık. Uzun kırmızı şalımla komünizme övgüler düzüyordum. Hem bu tutumum hem de sahnede giydiğim şeffaf giysiler Amerika’nın tepkisini çekti. Rusya’ya geri döndük. Sonra Yesenin intihar etti. Ben beş parasız, Paris’te tutunmaya çalışırken aldım bu haberi. Çocuklarımın ölümü ile ben de ölmüştüm aslında. Yasenin bana gençlik ve hayat aşısı verecekti ama onun o kırılgan yüreği ve kendine bile yetemedi.
Bir gün Nis'te bir hayranımın üstü açık spor arabasında gezerken, o uzun kırmızı ipek şalım arabanın tekerleğine dolandı ve boynum kırıldı. Bu film gibi hayatım sonunda film de oldu tabii. Yaşam öyküm 1968’de Vanessa Redgrave'in başrolde oynadığı "İsadora" adı ile filme çekildi.