Louise Bourgeois

Louise Bourgeois’nın yaşamı ve heykel sanatı üzerine.

medya-yayınlar sayfasına dön

Louise Bourgeois

(1911-2010) heykeltraş

Ben Louise Bourgeois, 1911 yılında Noel gecesi Fransa’da doğdum. İstenmeyen bir kız çocuk olmam sanırım babamın ismini almamla başladı. 1914’deki 1. dünya savaşında babam askerdi. Yakışıklı ve otoriter babam savaş sonrası değişmiş, kendini eğlenceye vermiş, kadınların peşinden koşmaya başlamıştı. Bana mürebbiye olarak getirilen İngiliz kadın Sadie evin içinde bilinen ama bilinmezliğe gelinen babamın gizli metresiydi. On yıl bizimle ayni evde kaldı. Ona karşı olan tepki ve kızgınlığım çalışmalarımdaki motivasyonu sağladı. Son elli yıldır yaptığım çalışmalarımın tüm konuları, ilhamını çocukluğumdan alıyor. Çocukluğum büyüsünü, gizemini ve dramını hiçbir zaman kaybetmedi.

21 yaşında annemi kaybedince o evden adeta kaçtım. New York savaş sonrası Almanya ve Fransa’dan gelen sanatçıların merkeziydi. Sanat tarihçisi olan eşimle tanışmam bu çevrelere girmem için bana bir şans yaratmıştı. Erkeklerin yazdığı sanat tarihinde, kadınlara pek yer yoktu ama Miro her zaman benim sanatımı desteklemişti.

Benim çalışmalarım, ilişkilerimim portreleridir. 1994’de yapmaya başladığım örümcekler anneme bir güzellemeydi. Annemin portreleri olan o kocaman örümceklerin çevresinde dolanmak, altına girmek ve onun beni eskisi gibi koruduğunu hissetmek istiyordum. Bu nedenle de ‘Maman’ adını verdiğim örümceklerim iğrenç bir imge oluşturmaz. Dokuz metre yüksekliğinde dayanıklı bronz, çelik ve mermerden yaptığım adeta bir sığınak gibi içine girip dolaşılabilen bu anıt heykeller, dünyanın birçok yerinde, Bilboa Guggenheim Müzesi, Londra Tate Modern, New York MOMA’da, Paris’te Centre Pompidou’da görülebilirler.
Bugün heykelimde geçmişte çözemediğim şeyleri söylüyorum. Benim için heykelim bedenimdir, bedenimse heykelimdir. Erken dönem işlerim düşmekten korkmakla ilgiliydi. Sonraki işlerim düşme sanatı ile ilgili oldu. Kendini incitmeden düşmek yani. Şimdi yaptığım ise hiç düşmeyip asılı kalma sanatıdır. Ben 100 yıla yakın yaşadım. Heykellerim ise sonsuza dek yaşayacaklar. Afakanlarıma, ‘şeytan çıkartma’ma olanak tanıdığı için sanata şükran duyuyorum.

← Makalelere dön

© 2026 GÜLDEREN DEPAS · Tüm hakları saklıdır.